>The Kids are All Right

>

Kendisi 2011 Oscar’ının en sessiz sedasız yapımlarından,ortalığa bomba gibi düşmüş bir adet İnception onu ezip geçen Black Swan,çok güçlü bir biyografi King’s speech konuşulurken,bu eğlenceli filmi izleme isteğimi durduramadım.Bu filmi izleyene kadar Natalie Portman’ın heykelciği alacağından çok emin olan ben,Annette Bening’in performansıyla karşık duygular içerisindeyim.
Eşcinsel bir çiftin,çocuklarıyla yaşadığı mutlu hayata gölge gibi giren bir erkeğin doğurdu sonuçları çok ustalıkla sadece duygusal açıdan anlatan filmin bu ince çizgideki asil yürüyüşüne hayran kaldım.
Nic ve Jules üniversite yıllarından beri beraber yaşayan lezbiyen bir çifttir.Her ikisinin de bir adet cocukları vardır.İkisi de çocuklarını sperm bankasından aldıkları spermle doğurmuşlardır.Tek şaşırtıcı yan ise aynı donoru kullanmış olmalarıdır.18 yaşını dolduran Joni,16 yaşındaki erkek kardeşi Laser’in baba merakına yenik düşerek sperm bankasıyla bağlantı kurar ver donorleriyle tanışma talebinde bulunur.Bu talebi olumlu karşılayan donor Paul,kendini bambaşka bir hayatın içine sokmuştur.
Dümdüz okuyunca çok farklı bir aile gibi gözükse de,yönetmen Lisa Cholodenko karşımıza sımsıcak,her ailede yaşanan sorunları olan,sevgi dolu insanlar çıkartıyor karşımıza.Kariyeri peşinde koşan Nic,kendini çocuklara adayıp hayat boyu mesleğini yapamamış Jules,ergenlik sorunlarıyla boğusan iki çocuk ve ebeveynlerin tek derdi çocuklarının mutluluğu…Bu fazlasıyla normal tabloda fazladan bir “baba” figürü eklemek hiç de kolay olmuyor.Hele bir de işler hiç de sandığınız gibi gitmezse…
Nic’in katı karakterinde dışa kapalı olmanın her zaman sevdiklerinizden sizi uzaklaştırdığını o muhteşem oyunculukla bize anlatan Annette Bening’e hayran kalmamak mümkün değil.Julian Moore ise Chloe’de aştığı kendini Jules ile pekiştiriyor gibi duruyor.İlerlemiş yaşına rağmen düzgün fiziği takdire şayan,ama Akademi’nin gözüne girememiş belli ki.
Mark Ruffalo, çizgisiz kendi halinde iki çocuk sahibi olduğunu 18 yıl sonra öğrenen bir adamın şaşkınlığı yansıtamadı bana ama iddiasız oyunculuğu asla başarısız değil aksine kendinden emin olmayan adam rolleri çok yakışmış.

Eşcinsel evlilik,sperm bankası,donor çocuk ilişkisi gibi gündelik hayatta birarada çok sık rastlanmayan bu üçlüyü bu kadar gündelik ele almanın haklı başarısını yaşaması gereken bir yapım olmuş The Kids are all right.Bu dinginliğine yakışır şekildeki finali de takdire şayan…

NOT:filmin türkçe adı “iki kadın bir erkek”.Aile ve çocuklar üzerine yoğunlaşan bir filmin,bu denli düşüncesizce çeviri yapılması…filmin adı aslında konuya atıfta bulunuyor.Tam bir “Lost in translation” örneği…

Reklamlar
Bu yazı and the Oscar goes tooo..., annette bening, eşcinsel, julian moore, mark ruffalo, the kids are all right içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s